Eşcinsellik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Eşcinsellik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Eşcinsellik Konulu Filmler



Başlık itibariyle bazı bünyelerde konulu eşcinsel pornolarından söz ettiğimiz yanılgısı oluşabilir. Ancak söz ettiğimiz filmler, konusunun merkezinde eşcinsellik kavramı yoğun bir şekilde işlenen sanat ve sinema filmleridir. Her ay 1 eşcinsel konulu filmi blogumuz aracılığı ile sizlere tanıtacağız. Tanıtım yaparken Türkçe dublaj veya altyazısı bulunabilen filmleri seçmeye özen göstereceğiz.

MILK isimli film ile başlamak istiyoruz.

1978 yılında öldürülen Amerikalı eşcinsel hakları savunucusu Harvey Milk'in hayatını konu alan almaktadır. Filmde yoğun olarak göze çarpan detaylarda eşcinsel aşkları, başkaldırıyı ve 1970'li yıllarda yaşamış olan eşcinsellerin hayatlarına dair kesitler izliyoruz.

Dinlerin Eşcinselliğe Bakış Açısı


müslüman toplumlarda genel olarak eşcinselliğin islamiyet tarafından yasaklandığına inanılıyor ki bazı müslüman ülkelerde eşcinsellik ölüm cezası verilecek derecede suç sayılıyor. bu ölüm cezası da çoğu zaman taşlamayla gerçekleştiriliyor.

aslında kuran’da “eşcinsellik” diye bir sözcük geçmiyor. eşcinsellik ve islamiyet hakkında yapılan tahminler kuran’daki lut suresini referans alıyor. eşcinsellik ile ilgili konuları içeren ayetleri inceleyen günümüz bilim insanları (jamal, nahas, kugle), ayetleri yenilikçi ya da cinsiyet konusunda çalışan feminist bilim insanlarının kullandıkları tekniklerle tekrar yorumlayarak daha önceki alimlerden farklı sonuçlara vardılar. bu şekilde eski alimlerin içine düştüğü önyargıları kesip atarak, müslüman ülkelerde hemcinsler arasında kurulan duygusal ve cinsel konularda yasaları şekillendiren yanlış anlamaları ve aslı olmayan tahminleri ortadan kaldırmaya çalışmışlardır.

cinsel çeşitlilik konusunda dinin öngördüğü iki prensip vardır. ilki yasakların ve emirlerin kurallarını içerir(haram ve helal, yasaklanan ve izin verilen). ikinci prensip ise bu kuralların ardındaki ahlaki değerleri içerir.

bir olayın günah ya da sevap olarak nitelendirilmesi herhangi bir dinin özel yorumuna bağlıdır. fakat kuralların farklı yorumlanışı hakkında tartışmaya girmek, insanları diyaloga izin vermeden karşılıklı bir evet/hayır tartışmasına sürükler. daha iyi bir yaklaşım dini kurallar yerine bu kuralları belirleyen ahlaki değerleri incelemek olacaktır. bu yaklaşım da dini ahlak ve dünyevi cinsel ahlak arasında ortak bir zemin bulunmasına yardımcı olacaktır.

ortak bir zemin bulmak, her iki tarafın da yani hem dinin hem de laikliğin ne istediğine odaklanmak gibi ortak amaçları pozitif bir yoldan bulmayı gerektirir. şu şekilde düşünme tarzında ciddi bir boşluk vardır; müslüman ülkeler sadece insan haklarını referans alarak eşcinselleri ya da evlenmeden çocuk sahibi olan kadınları destekleyecek seviyede değildir. müslümanların cinsel çeşitlilik hakkındaki düşünme metodunu inceledikten sonra, bir olayı düşünme tarzının o olay hakkındaki diyalogun sonucunu belirlediği yargısına ulaşılabilir. birlikte ne istenildiğine karar vermek yeterli değil sadece. ayrıca ortak muhalifin bulunması gibi birlikte ne istenilmediğine de karar verilmelidir.

yeryüzünde yaşayan insanların dini inançlarını, cinsel çeşitliliklerini ve kültürel farklılıklarını göz önünde bulundurarak şu sonuca varılabilir ki dünyevi olarak ortak düşman zarar verendir.

bu ortak düşmanı dini olarak tanımlayabilmek için de kuran’da ve incil’de geçen olaylar hakkında ortak çalışmalar yapılmalıdır. ilk hikaye, karşıcinsel (heteroseksüel) olan jozef’in doğru yoldan sapmasıyla ilgilidir (yaratılış 37-50 ). aynı hikaye, kuran’da yusuf suresinde de vardır. hikayenin her iki versiyonu da jozef’e aşık olan ve onunla cinsel ilişkiye girmek isteyen bir kadını anlatır. her iki kutsal kitap da ne kadının cinsel isteğini ne de aşkını ayıplar. suç sayılan davranış kadının sahip olduğu toplumsal gücü cinsel arzularını tatmin edebilmek için suistimal etmesidir. bu hikaye kadın cinselliğini kültürel önyargılardan arı bir şekilde tartışabilmek için mükemmel bir araçtır.

ikinci hikaye, genel olarak bir anti-gey olarak tanımlanan sodom en gomorrah ile ilgilidir ki kuran’da da farklı yerlerde sözü geçer. bu hikaye de cinsel arzuları tatmin edebilmek için başka insanlara zorla yaptırım uygulanmasını suç saymıştır.

bu hikayelerin verdiği mesajlardan birisi şudur: cinsellik, ister eşcinsel ister karşıcinsel bir ilişki olsun, partnerlerin karşılıklı saygılı, eşit ve gönüllü olmaları halinde suç olmaktan çıkar, aksi takdirde dünyevi ve de dini olarak cezalandırılır.

islamî bakış açısından bu, belirli cinsel davranışların suç sayılıp cezalandırılmasını öngören temel çizgidir. dinen bir davranışın yasaklanmasını, o davranışın halk arasında mı yoksa özel hayatta mı yaşandığı belirler. özel hayatta yaşananı yargılama yetkisine sadece tanrı sahiptir. dini olarak yasaklanmış bir davranış ayrıca halk arasında da yapılırsa cezayı hem toplum hem de tanrı verir. yani dinen yasaklanmış bir olay eğer halka zarar verirse kanunen suç sayılır.

yukarıdaki analizler sonucunda dini ve dünyevi cinsel ahlak arasındaki ortak zemini bulmuş oluyoruz. dünyevi ahlak ve eşcinseller cinsel bir yönelimi başkalarına yaptırım uygulayarak gerçekleştiriyorsa bu yönelim suç halini alıyor.

1) hz. muhammed zamanında (ms 632 yılları) eşcinsellik yüzünden ceza almış ya da infazı gerçekleştirilmiş tek bir kişi bile kayıtlarda yoktur. ilk infaz eşcinsel bir kişinin canlı olarak gömülmesini teklif eden üçüncü halife ömer zamanında gerçekleşmiştir. fakat o zamanki alimler hz. muhammed’in geleneklerini göz önünde bulundurarak diri diri gömme teklifini reddederek eşcinsellerin şehirdeki en yüksek binadan aşağı atılarak taşlanması fikrini kabul etmişlerdir.

2) düşünce ve hukuk hakkında çalışan islamî okullar eşcinsellik konusu üzerinde farklı görüşlere sahiptir. erkekler arasında görülen cinsel münasebetler değişik okullarda geleneksel literatürün farklı yorumlanmasıyla farklı şekilde yargılanıyor. şu anki tüm yasal okullar eşcinsel ilişkiyi yasa dışı olarak kabul ediyor fakat verilen cezaların sertliği bakımından birbirlerinden ayrılıyorlar. asya’nın güney ve doğu taraflarında yaygın olarak bulunan hanefi okulları eşcinselliği fiziksel bir cezayla yargılamaya gerek görmüyor. fakat arap dünyasında yaygın olarak bulunan okullar (hanabalites) eşcinsel ilişkilere oldukça sert cezalar veriyor. şafi okulları genelde “anahtarın deliğe girmesi” gibi olayın dört tanığın şahitlik yapması halinde cezalandırılması gerektiğini savunuyor.

3) ahmadimuslim cemaatine göre eşcinsellik toplumu çürümeye götüren bir yönelim. “eşcinsellik ve islam” başlıklı bir makalede ahmadi mezhebi (toplumdaki bozulmayı göz önünde bulundurarak) şunu belirtir:” olay devam ettikçe insanlar artık doğal dürtülerini tatmin edebilmek için daha acayip ve sapık yöntemler bulacak ; çocuk pornografisi, biseksüellik ,eşcinsellik ve hayvanlarla ilişki kurma (animalhobi) ortaya çıkacak” deniliyor ve cümleye şu şekilde devam ediliyor: “eşcinsellik insanların ve hayvanların doğalarına tamamen zıttır ve üretken bir toplumun tüm amaçlarına, ahlakına ve kurumlarına karşıdır”.

4) yaklaşık 2 milyon nüfusu olan ismaili mezhebi (ayrıca agha khani hareketi olarak da bilinir) islamiyet’i modern hayata uyabilmesi için tekrar yorumlanmaya ihtiyacı olan ve sürekli evrim geçiren bir din olarak görür. hz. muhammed’in doğrudan mirasçısı olarak kabul edilen mezhebin ruhani lideri prens agha khan, islamiyet’teki farklı hareketleri konu alan söyleşilere ve iletişime açık olmuştur. eşcinseller hakkında şu ana kadar herhangi bir şey söylememesine rağmen ileride bu konu hakkında açıklama yapması bekleniyor.

5) 1988 yılında, kahire’de bulunan dünyadaki en eski ve de en çok sözü geçen al-azhar üniversitesindeki bilim insanları cinsiyet değişim ameliyatlarına islamiyet’te izin verilebileceğini açılayan bir fetva yayınladı. üniversite müftüsü tarafından şu açıklama yapıldı: ”ameliyata kadın ve erkek organlarında saklanmış olan şeylerin açığa çıkarılması amaçlandığında izin verilebilir. hakikaten, bu tedavi sayılacak derecede zorunludur. fakat bu ameliyat sadece insanların cinsiyetlerini değiştirme amacını güdüyorsa, o zaman izin verilemez.” bu fetva, islami sınırlar içinde müslüman transgender hareketinin kabulü için çok önemli bir örnek oluşturmaktadır.

6) şimdiye kadar bir çok müslüman geyin, lezbiyenin, biseksüelin ve transgenderin infazı yapıldı ve birçoğu da tutuklandı. bu hikayelere afganistan’daki infazlardan ve suudi arabistan’daki travestilerin ve cross-dresser ların sınır dışı edilmesinden tutun da malezya’nın oğlancılıktan yargılanan eski başbakanı anwar’a kadar birçok örnek eklenebilir. ayrıca iran’daki 1979 islam devriminden sonra yaklaşık 4000 eşcinselin infazı gerçekleştirildi.

7) birçok arap ülkesinde islamiyet resmi din olmasına karşın (lübnan hariç), avrupa yasaları bu ülkedeki kanunların oluşumunu oldukça etkiliyor. örneğin fransız anayasasından çok fazla etkilenen cezayir’de şu an eşcinsellik 2 ay ile 2 yıl arası hapis ve 500-2000 cezayir dinarıyla cezalandırılıyor. öte yandan şeriat kurallarının hüküm sürdüğü suudi arabistan’da eşcinsellik zina ile eşdeğer tutuluyor ve aynı şekilde cezalandırılıyor. eğer kişinin akli dengesi yerinde ve özgür ise taşlanarak öldürülüyor, eğer kişi özgür ve bekarsa 100 kırbaç vuruluyor ve bir yıl sürgün ediliyor. fakat gayrimüslim biri eğer bir müslümanla eşcinsel ilişkiye giriyorsa o kişi de aynı şekilde taşlanarak öldürülüyor. eşcinsellik, sanığın dört defa itirafıyla ya da dört güvenilir müslüman tanığın şahadetiyle ispatlanıyor.

8) 1992 yılında afganistan’da taliban’ın aşırı muhafazakar ordusu tarafından on infaz gerçekleştirildi. eşcinsellikle suçlanan kişilerin üstüne duvar yıkılıyor ve taliban yasalarına göre eğer kişi otuz dakika hayatta kalabilirse masum sayılıp hastaneye kaldırılıyor.

Türkiye'de Eşcinsel Hakları


Ülkemizde, ne yazık ki eşcinsel olmaktan kaynaklı yaşadığımız ayrımcılık ve mağduriyetlere ilişkin özel, yasal bir korumamız yok. Batı’da nefret suçları olarak ifade edilen ve homofobinin de bir türünü oluşturduğu suçlar ülkemizde henüz özel önlemlerle mücadele edilen bir statüye sahip değiller.Eşcinsel yönelime sahip vatandaşlarını yasal olarak korumasız bırakmakla kalmayıp görmezden de gelen bir anlayış söz konusu.Bu nedenle haklarımız diye bir başlık attığımızda mevcut hakların ve hukuksal yolların daha etkili kullanımından fazlasını kastedemiyoruz henüz...

İlk bölümde gözaltına alındığımızda haklarımız nedir, neler yapabilirizi elimden geldiginceJ gündelik ifadelerle ve özet olarak anlatmaya çalışasacağım ;

1- Gözaltına alındığınızda size hangi suçtan dolayı gözalti tedbirine tabii tutuldugunuz polis tarafindan anlatılmalı,bildirilmelidir.Aksi şekilde davranılarak mesela”sen bilirsin ne suç islediğini” vs gibi sözlerle size isnat (yoneltilen) edilen suçun bildirilmemesi gözaltını usulsüz hale getirir savcı ya da hakim huzuruna çıkartıldığınızda ifade alma prosedürüne aykırı davranıldığını bildirebilirsiniz.

2- Avukat isteme hakkınızın oldugunu unutmayınız. Eğer özel avukatınız yoksa gecenin hangi saati olursa olsun bulundugunuz ilin CMK servisine kayıtlı avukatlar nöbet tutarak 7 gün 24 saat boyunca ücretsiz hukuki yardım sunmaktadırlar.Sizin avukat (mudafi) talebiniz polis memurları tarafindan baroya iletilecek baro da nobetçi avukata adınızı,isnat edildiğiniz suçu ve yaşınızı bildirerek bulunduğunuz karakola yönlendirecektir. Bu nedenle avukat talebiniz üzerine “gecenin bu saatinde avukat olmaz” ,”bedava avukat yok ”vs gibi sözlere kanmayınız.

3- Avukatınız geldiğinde sizinle polislerin duymayacağı bir ortamda görüsecek ve haklarınızı hatırlatacaktır. Avukatların sır saklama yükümlülükleri vardır bu nedenle sağlıklı bir hukuki destek alabilmek için başınıza gelen olayı olduğu gibi avukatınıza anlatmanız faydanızadır.

4- Kimlik bilgilerinizi doğru vermek dışında susma hakkınız bulunmaktadır.Size kimliğinize ilişkin sorulacak sorular (adınız-soyadınız-ana-baba adınız vs) dışında sorulacak sorulara cevap vermeme hakkınız bulunmaktadır. Bu hak Susma Hakkı olarak da tanımlanmaktadır.

5- Gözaltına alındığınızı ailenize, yakınlarınıza bildirme hakkınız vardır. Ailenize ya da size yardımcı olacağını düşündüğünüz bir yakınınıza gözaltında olduğunuzu, tutuldugunuz karakol ya da birimi bildirebilirisiniz.

6- Delil toplatma hakkınızın olduğunu da unutmayiniz (size isnat edilen suçun işlendiği tarihte şehir dışında bir otelde tatilde olduğunuzu beyan ederek bu otel kayıtlarının araştırılmasını istemek gibi).

7- Gözaltına alındığınızda ; Avukat (mudafii) talep etme hakkınız,Yakınlarınıza haber verme hakkınız, Susma Hakkınız ve Delil Toplatma Hakkınız ile isnat edilen suç (neden dolayı suçlandığınız) kanunen size bildirilmelidir. Bildirilmediği takdirde CMK ile belirlenmiş ifade ve sorgu tarzına aykırı hareket edilmiş olunur.

Kaynak

Homofobi Üzerine Bir Yazı


Eşcinselliğin bir seçim mi yoksa hastalık mı olduğu yıllardır süregelen bir tartışma konusudur. Aslında tartışma konusu olamayacak kadar kişisel bir durumdur. Tedavi edilmesi gereken asıl olgu homofobi'dir.

EŞCİNSELLİK DEĞİL, HOMOFOBİ BİR HASTALIKTIR!
Günümüzde belki de en çok karşımıza çıkan kavramlardan,kişinin üçüncü seçeneğe bakış açısının ,ön yargısının ve hatta kendini kabullenemeyişinin tek sözcükle ifadesi olan homofobi hastalığı,Latince’de “eş, aynı, aynı bütün içinde” olan homo,Fransızca kökenli, “belirili durumlar karşısında gösterilen korku ve tepkiler” anlamına gelen fobi kelimelerinin birleşmesinden oluşmuştur.

Öncelikle içinde negatifi,önyargıyı ve kabullenemeyişi barındıran hiçbir kavramın doğru ve iyiyi temsil edemeyeceğini vurgulayarak homofobinin insanları; köşeleri önyargı ,nefret ,kabullenemeyiş ve insan haklarına itaatsizlikten oluşan ve radikal sınırlar çeken “haksız yargılar bütünü” olduğunu hatırlatmak gerekir.Eşcinselliğin doğaya aykırı olduğunu savunanlar,eşcinselliği bir yaşam şekli değil cinsel ilişkiler toplamı olarak görenler niçin aslında doğaya aykırı olanın kin,nefret ve önyargı
olduğunu görmezden geliyorlar?

Homofobinin bir varlık sorunu olarak günümüzde dünyanın istisnai yerleri haricinde hemen hemen her ülkesinde barınan ve maalesef insan özgüvenini,sosyalliğini ve insanın kendine olan inancını yıkabilecek bir riske sahip olarak karşımızda durmaktadır.

Peki Homofobi Hastalığı Nasıl Tedavi Edilebilir?

1.Anlama/Kavrama Süreci

Homofobik bakış açısını 3.kişilerle paylaşımlarınızda süpriz bir şekilde de öğrenebileceğiniz gibi,bunu doğrudan homofobi barındıran tavırlara maruz kalarak da görebilirsiniz.

Homofobik bir insan, eşcinselliği kabul etmeyen ya da eşcinselliğini! kabul etmeyen bir bireydir.Bunun için öncelikle kendini ya da üçüncü kişiler üzerinde reddettiği eşcinselliği kavraması gerekir.Bu süreç kişinin çevresine/yaşına/yaşam tarzına/inançlarına göre değişebilir.Ancak hatırlatmak gerekir ki kabullenme kavramaktan geçer.Ne olduğunuzu,nasıl hissettiğinizi ısrarla anlamamaya çalışmak size sadece zaman kaybettirir.

2.Alışma ve Özgüven

Eşcinselliği anlama ve sorgulayabilme döneminden sonra kişinin tercihine/bu tür tercihlere alışması ve toplum içinde özgüven kazanması/eşcinsellere güven ve saygı duyması süreci homofobinin yenilmesi açısından oldukça etkili bir unsurdur.

Kendini kabullenemeyen homofobik bir insan mısınız?

Aynada hergün kendinize söylemekten çekindiğiniz bir cümle var mı?

Konu eşcinselliğe ve eşcinsellere geldiğinde,maskeli bir heteroseksüel mi oluyorsunuz?

O zaman siz..
Homofobiksiniz..

3.Kabullenme

Homofobik birçok insanın unuttuğu ve daima kaçırdığı nokta ;eşcinselliğin bir tercih olduğu ve bu tercihin her insan tarafından heran yapılabileceği olasılığıdır.
Günümüzde eşcinsellik artık bir yaşam tarzı haline gelmiştir.Yasal evliliklerin yaygınlaşması,eşcinsel hukuku,sivil toplum örgütleri,politikada eşcinsellik,eşcinsel basın ve literatür gibi yüzlerce kolda gay ve lezbiyenler olarak ilerleme sağlamaktayız.Sayımız güngeçtikçe artmaktadır ve dileğimiz insanlık dışı bir yargı olan homofobinin de azalacağı yönündedir.

Son olarak siz homofobikler;

“Eşcinselim ancak kabullenemiyorum diyenler”;

Bu hayatın yalnızca senin olduğunu,
Gerçek sen yoksa,sahtesinin seni birgün mutlaka yarı yolda bırakacağını,

Seni sen olduğun için kabullenmeleri gerektiğini,
Dünyada milyonlarca gay ve lezbiyen olduğunu ve asla,
YALNIZ OLMADIĞINI

Hatırla !

“Eşcinselleri kabullenemiyorum” diyenler;

Eşcinselliğin seksten ibaret olmadığını,bir duygu-düşünce ve yaşam bütünü olduğunu,
Eşcinselliğin heran, her şekilde karşınıza eşinizin/dostunuzun/çocuklarınızın/torunlarınızın/anne/babanızın “eşcinselim” diye gelebilecek kadar doğal bir tercih olduğunu,
İyi ve kötünün dünyaya dağıldığını,kötü bir heteroseksüel olabileceği gibi mükemmel bir eşcinselin de varolabileceğini,
İnsanlara saygı çerçevesinde birlikte yaşadığımız bu dünyayı,yanlızca birbirimizi anlayarak güzelleştirebileceğimizi

Hatırlayalım

Son olarak;
Unutmayalım;
Eşcinsellik değil Homofobi bir hastalıktır ve tedavisi mümkündür.

Tedavisi; ANLAMAKTIR!

Dünya'nın Eşcinselliğe Bakış Açısı


Bireysel özgürlükler kapsamında kendini en çok geliştirmiş ülkeleri incelerken en önemli kriterlerden biri şüphesiz Eşcinsellere tanıdıkları haklardır. Her ülkenin eşcinsellere yönelik farklı uygulamaları mevcuttur. Aralarında Türkiye'nin de bulunduğu Dünya ülkerinin Eşcinseller ile ilgili açılımlarını bir başlık altında topladık.

Eşcinsellik, çok değil 40-50 yıl öncesine kadar birçok Batı ülkesinde hapis cezası öngörülen bir suç olarak kabul ediliyordu. En iyi bilinen örnek, 19. yüzyıl sonunda ünlü İngiliz yazar Oscar Wilde’ın eşcinsel olduğu için hapse mahkum olmasıydı.


1960’ların cinsel özgürlük talepleriyle birlikte bu ülkelerde hukuki durum çok değişti. Eşcinsellere yönelik hak ihlalleri cinsel ayrımcılık kabul edilmeye başlandı. Ancak medeni hukuk alanında uzun süre bir adım atılmadı. Eşcinsel evliliklerini ilk kabul eden Kuzey Avrupa ülkeleri oldu. 1990’lardan sonra bu eğilim Atlantik’i aştı ve ABD’ye de sıçradı.

Amerika’nın bazı eyaletlerinde eşcinsel çiftlere, evli çiftlerin sahip olduğu bütün haklar veriliyor. Avrupa’nın diğer bazı ülkelerinde de. Ama çiftler evlilik haklarından yararlansa bile birçok ülkede evlat edinmelerine izin verilmiyor. Durum Avrupa’da böyleyken, dünyanın diğer ucunda eşcinsel ilişkiye girenler ölümle cezalandırılıyor. Bazı ülkelerin ise eşcinsellikle ilgili yazılı hiçbir kanunu yok, bu ülkeler eşcinselliği yok sayıyor. Öyle ki iş, toplumsal ahlak anlayışına kalmış durumda. İşte ülkelere göre eşcinsellikle ilgili hukuki durumun bir özeti. n

Eşcinsel ilişkinin yasak olduğu ülkeler

Cezayir, Angola, Benin, Burundi, Kamerun, Cape Verde, Cibuti, Etiyopya, Gine, Liberya, Libya, Malavi, Mauritus, Fas, Senegal, Sudan, Swaziland, Togo, Tunus, Bangladeş, Brunei, Solomon Adaları, Bahreyn, İran, Lübnan, Katar, Suriye, Barbados, Belize, Nikaragua, Puerto Riko, Trinidad

Eşcinsel ilişkinin sadece erkeklere yasak olduğu, kadınların eşcinsel ilişkisinin yok sayıldığı ülkeler

Botsvana, Gana, Gambiya, Kenya, Nijerya, Mozambik, Nabimya, Seyşel Adaları, Siera Leone, Tanzanya, Uganda, Zambiya, Zimbabve, Butan, Burma, Fiji, Hindistan, Malezya, Maldivler, Nepal, Singapur, Sri Lanka, Tonga, Özbekistan, Kuveyt, Kayman Adaları, Jamaika

Eşcinsel ilişkinin ölümle cezalandırıldığı ülkeler

Moritanya, Afganistan, Sudan, Pakistan, Çeçenistan, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Yemen

Eşcinselliğin toplum içinde gösterilmesinin (örneğin sokakta öpüşme gibi) yasak olduğu ülkeler

Bulgaristan, Liechtenstein, Romanya, Küba

Eşcinsellerin aşağılanmasını suç sayan ülkeler

Avustralya (Tasmanya), İzlanda, Danimarka, İrlanda, Lüksemburg, Norveç, İspanya, İsveç

Eşcinselleri ayrımcılığa karşı koruyan ülkeler

Güney Afrika, Yeni Zelanda, Avustralya, Avusturya, Finlandiya, Danimarka, Fransa, İzlanda, Lüksemburg, Hollanda, Norveç, Slovenya, İspanya, İsveç, İsviçre, Arjantin, Brezilya, Ekvador, Kanada, Meksika

Eşcinselleri orduya kabul eden ülkeler

Güney Afrika, Avustralya, Yeni Zelanda, Belçika, Avusturya, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Estonya, Fransa, Finlandiya, İrlanda, İtalya, Litvanya, Hollanda, Norveç, Slovenya, İspanya, İsveç, İsviçre, İngiltere, İsrail, Bahamalar, Kanada

Eşcinselleri orduya kabul etmeyen ülkeler (eşcinselliğin tamamen yasak sayıldığı ülkeler eklenmemiştir)

Japonya, Belarus, Hırvatistan, Almanya, Yunanistan, Macaristan, Lüksemburg, Polonya, Portekiz, Türkiye, Arjantin, Brezilya, Peru, Venezella

Eşcinsel çiftlerin evlat edinmesine izin veren ülkeler

Güney Afrika, Belçika, Hollanda, Kanada, İngiltere

Lezbiyenlerin sperm bankalarını kullanmasına izin veren ülkeler

Avustralya (Tazmanya), Belçika, Finlandiya, Yunanistan, İrlanda, Hollanda, İspanya, İngiltere

İngiliz Kilisesi’nin garip kararı

İngiltere’de aralık ayında eşcinsel evlilikler (sivil partnerlik) gündeme gelecek. Bir Protestan kilisesi olan İngiliz (Anglikan) Kilisesi de, kendi bünyesindeki gay papazların bu haktan yararlanıp sivil nikah kıyabileceklerini düşünerek önlem aldı. Kilise, gay papazların birlikteliğini kabul edeceğini, ancak bu çiftlerin ömürlerinin sonuna kadar seks yapmaması gerektiğini açıkladı. Bu karar birçok gay papaz tarafından ‘gülünç’ bulundu. Katolik Kilisesi eşcinsel evliliği kabul etmiyor. ABD’deki United Church of Christ (UCC) gibi, eşcinsel çiftlerin evliliğini kabul eden, nikah kıyan bazı Protestan kiliseleri var, ancak sayıları çok az.

Eşcinsel çiftlerin evliliğini kabul ediyorlar ama ‘evlilik’ kelimesini kullanmıyorlar

Aynı cinsten insanların evliliğini resmen kabul eden üç ülke var: Hollanda, Belçika, İspanya. Ama birçok başka ülke ‘evlilik’ kelimesini kullanmaktan kaçınarak, eşcinsel çiftlere aynı hakları tanıyor. Eşcinsel evliliklere ‘sivil birliktelik’ veya ‘partnerlik’ gibi terimler icat ediliyor. İşte bu ülkelerin durumu:

Danimarka ve İzlanda Sperm bankasını kullanmak ve evlat edinmek yasak. Ama eşcinsel çiftlerin ‘sivil birliği’ kabul ediliyor, bir çift olarak yaşayan tüm insanların faydalandığı özel haklardan yararlanmalarına izin veriliyor.

Fransa Kasım 1999’da Fransa eşcinsel çiftlerin varlığını kabul eden ilk Katolik ülke oldu.

Macaristan Eşcinsel çiftler, evli çiftlere verilen bütün haklara sahip ama evlat edinemiyorlar.

Norveç ve İsveç Eşcinsel çiftlerin varlığını kabul ediyor. Lezbiyen çiftlerden birinin hamile kalması yasak.

Kanada Heteroseksüel çiftlerle otomobil kaskosu, emeklilik ve vergi gibi konularda sahip oldukları hakların aynılarına sahipler.

Almanya Çiftlere miras konusunda evli çiftlere tanıdığı bütün hakları tanıyor.

ABD: Vermont, Oregon, Massachusetts, Connecticut, Maine, Hawaii, California gibi eyaletlerde eşcinsel çiftler evlenebiliyor, ama sadece Massachussetts’de buna resmen ‘aynı cinsin evliliği’ deniyor. ABD’nin 41 eyaletinde ise, evlilik Anayasa’ya dayandırılan bir yorumla sadece ‘bir kadınla bir erkeğin birlikteliği’ olarak kabul ediliyor ve eşcinsellere evlilik hakkı verilmiyor.

Açık ve Gizli Eşcinsellik


Eşcinsellerin topluma yönelik dışavurumsal duruşları iki farklı tutumu ortaya koymaktadır.

1. Açık Eşcinsellik:
Açık eşcinsellikte kişi, eşcinsel duygu ve dürtülerinin bilincindedir, cinsel yöneliminin nesnesi bellidir. Toplumsal yargı ve baskılardan korksa da, bunalsa da ve bunu kendisi için sorun olarak kabul etse de; bu duygu ve dürtülerin doyurulmasını ister ve uygun eş bulunca kendisine haz veren cinsel eylemleri olur.

Gizli Eşcinsellik:
Toplumda genellikle göz ardı edilen gizli (latent) eşcinsellik; dinamik bir kavramdır ve kişi, benliği tehdit eden ve benlik tarafından kabul edilemez olan eşcinsel dürtü ve eğilimlerinin bilincinde değildir. Bu dürtülerin hem bilinçdışı güçlü bir etkinlik taşımaları, hem de benliğe yabancı olmalarından dolayı; kişi bir yanda, bilinçdışı yasak ve kabul edilemeyen dürtü ve eğilimler; öbür yanda benliğin bunları bilinçten uzak tutma ve bu dürtülerle savaşma gereksinimi arasında kalır. Bu çatışma içinde kalan kişi bilinçdışı olarak, homofobi, aşırı erkeklik çabaları, aşırı çapkınlık, oğlancılık, her fırsatta erkekliğini ön plana çıkarmak, maçoluk, aşırı eşcinsellik düşmanlığı gibi değişik savunma düzenekleri ile kendi sistemini dengede tutmaya çalışabilir. Burada amaç; bilinçdışı olarak, başkalarının kendisini eşcinselmiş gibi görecekleri korkusunu yenmek ve aşırı erkeksi davranışlarla eşcinsel olmadığını dış dünyaya kanıtlamaktır. Hatta aşırı erkeklik duygusuyla garip davranışlar içerisinde bulunan ve halk arasında maganda olarak nitelenen kişilerde de gizli eşcinsellik olabilir. Aşırı erkeklik gösterisi kadar, hastalık derecesinde kıskançlık hezeyanına kapılmakta bilinçdışına itilen gizli kalmış eşcinselliğinin sonucu olabilir.

Gizli eşcinsellik çeşitli şekillerde kendisini gösterebilir. Gizli eşcinselliğin 4 tipi vardır:

1-Homofobik tutumlarla kendini gösteren gizli eşcinselik,

2-Eşcinsel olmak korkusu veya takıntısıyla kendini gösteren gizli eşcinsellik,

3-Maçoluk veya aşırı erkeksi tavırlarla kendini gösteren gizli eşcinsellik.

4-Aşırı çapkınlık yapma eylemleriyle kendini gösteren (abartılı playboy olma) gizli eşcinsellik.

5-Heteroseksüel olduğunu düşünme şeklinde kendini gösteren gizli eşcinsellik. Yani eşcinsel partnerle cinsel yakınlaşma eylemlerinde bulunma şeklinde kendini gösteren gizli eşcinselliktir. Eşcinsellerle birlikte olan ama kendinin hala heteroseksüel olduğunu düşünenler için kullanılan teknik bir terimdir. Hemcinsiyle cinsel ilişki kuran aktif eşcinsel olarak da tanımlanabilir. Halk arasında “oğlancı” da denir. Psikolojik olarak, bilinçdışı eşcinsel dürtülerinin aşikar hale gelmemesi için kişinin, gücünü ve iktidarını zayıf ve karşılık veremeyecek durumdaki bir hemcinsi üzerinde ispat etmesi olarak tarif edilebilir. Aynı zamanda bu kişiler biseksüel olduklarının da farkında değildirler. Ancak hemcinsiyle ilişkiye giren herkes, aktif olsun, pasif olsun eşcinseldir. Karşı cinsle ilişkiye girerken hemcinsiyle de ilişki yaşayanlar ise biseksüeldir.

Oğlancı; Osmanlıdan kalan çok eski ve yanlış bir geleneği uygulamaya devam eden kişidir. Eskiden sarayda köle olarak alınan genç oğlanlar makbul ve değerli bir hediye olarak sayılmaktaydı. Padişaha, paşalara hediye vermek isteyenler hediyelerinde oğlan vermeyi de ihmal etmiyorlardı. Oğlancılık öyle boyutlara ulaşmıştı ki, bir rivayete göre, Osmanlı paşası padişahın özel oğlanına dahi göz koyabilmekte, onun için şiirler yazabilmekteydi. Oğlancılık; günümüzde de cezaevlerinden başlayarak toplumumuzun çeşitli kesimlerinde hala varlığını sürdüren gizli eşcinsellik türüdür.

Eşcinsellik ve AB


EŞCİNSEL olduğu veya öyle olduğunu sandığımız için bir insanı insanlık haklarından mahrum etmek elbette hukuki bir şey değildir. Böyle bir şey de zaten vaki değildir. Ama eşcinselliğin hem tabiat ve hem de sosyoloji kanunlarına zıt olduğunu hiçbir zaman gözden uzak tutamayız. Çünkü Allah insanları, döllensinler ve nesil üretsinler diye iki ayrı cins olarak yaratmıştır. Yaratılış ve tabii olan budur. İki ayrı cins arasında bile üremeyi hedef almayan birleşmeler de gayritabii sayılmıştır. Hem de psikyatri tarafından. Bu düşüncelere istinat eder aile müessesesi. Ama AB içinde bazı devletler, aynı cinsten insanların da evlenip aile kurmalarını ve nikahlanmalarını kabul etmiştir. Bu sahada nikah, düzeyli birliktelikten daha tercih edilir olmuştur nedense.

Ne var ki, zamanla eşcinseller discirimine- tezyif edilirken şimdi eşcinsellerin bir araya gelip hak istemeleri karşısında neredeyse eşcinsel olmayanlar suçlanacak hale gelmiştir. Bunu temin için de iki iddia ileri sürülmektedir, cinsel özgürlük ve eşcinsellik çağdaşlıktır deniyor. Hatta Zeki Müren hatıralarında 'Eşcinsel olmak prima- yani birinci olmaktır' demişti. Sesi olmasaydı acaba eşcinselliğiyle prima olabilir miydi?

Dinlere göre yasak

Yaşadığımız bu son yıllar, her şeyin eğrisinin doğru diye ortaya sürüldüğü yıllardır. Hemen belirtelim ki, eşcinsellik de, fuhuş da, hem daniskasıyla insanoğlunun en eski devirlerinde vardı. Eski Roma'da, Yunan'da ve Mısır'da. Bunun için bütün semavi dinler her ikisini de toplum yararına olarak yasaklamışlardı. Kur'an'da Lut Kavmi'nin yere geçirilmesinin, Lut Gölü'nün deniz seviyesi altına indirilmesinin de sebebinin eşcinselliğin, Lut Peygamber'e misafir gelen meleklerin, güzel erkekler zannedilip kendilerine teslim edilmesini isteyecek kadar azgınlaşması olduğu apaçık anlatılır.

Bu gibi ahvalde kitabımızın verdiği bilgi enteresandır. Bütün bu günahları bir tek sayha ama yeri göğü inleten tek bir sayha, imhaya kafi gelmektedir: Sayhatün vahidetün, fuhuşa ve cinsel fantezilere gelince bunun çok eski bir edebiyatı bile vardır. Fakat bütün bunlar ayrı bir kanaldan ve toplumun tamamını zehirlemeden akıp giderdi. Bu kanala düşenlerden bazıları zamanla çıkıp günahlarından arınabilirlerdi. Hele gençler bu kanallardan mümkün olduğunca uzak tutulurdu. Şimdi iletişim asrında her şeyden önce cinsel konular iletişiliyor. Cep telefonları ve mesajlara bakıla. En kolay dikkat çekme ve reklam unsuru da cinsellik. Otomobil satmak için de, kitap ve gazete satmak için de, makarna satmak için de... Bazı kadın yazarlar feminizm ve kadın hakları etiketi altında bunu kendilerine kariyer konusu yapıyorlar.

İnançlara aykırı

Zİhnİ dağılmış, ruhu şaşmış, midesiyle bağlı, cinselliğin tesirindeki bir topluma bundan iyi hitap tarzı mı olurmuş? Allah'ın zamanı ve şartları gelince iki cins arasında hem büyük bir haz ve birlik beraberlik konusu, hem de toplumun temeli ailenin zemini olacak bu duyguyu zeminsiz, zamansız hortlatmak ve hele yan sahalara çekmek elbette tabiat kanunlarına da sosyolojinin verilerine de, toplumumuzun inançlarına da aykırıdır.

AB ise zinadan sonra bunu bile dayatıyor... Hem kendi içinde, hem bize. Zevcesinin saçının tek telinin görünmesine razı olmayan Sayın Başbakan bu hususu kabul ettiğini belirtti ve eşcinselliğin günah olduğunu beyan eden ve komisyonu terk eden bir İtalyan konusunda da, böyle yapmamalıydı anlamına gelen bir tavır takındı.

Biz AB'ye girmeye o kadar iştahlıyız. Acaba niçin? Son bir habere göre 2007'de iki milyar Euro alacakmışız. Onu bilmem de Kıbrıs'tan sonra şimdi de zina ve eşcinsellik konusunda gelenek, görenek, inanç ve adetlerimizi ve anayasamızdaki aileyi korumak prensibini bir yana koyduk ve Fransa'ya iki buçuk milyar dolar da ikramda bulunduk.

Ziya Paşa sağ olsaydı demez miydi:

- Eyvah bu baziçede bizler yine yandık / Zira ki ziyan ortada, bilmem ne kazandık?
 

Eşcinseller Copyright © 2009 Flower Garden is Designed by Ipietoon for Tadpole's Notez Flower Image by

eş değiştirme seks partner gay partner Sohbet Chat